Mavi, Maviydi Gökyüzü

Mavi, maviydi gökyüzü Bulutlar beyaz, beyazdı Boşluğu ve üzüntüsü İçinde ne garip yazdı… Garip, güzel, sonra mahzun Işıkla yağmur beraber, Bir türkü ki gamlı, uzun, Ve sen gülünce açan güller. Beyaz, beyazdı bulutlar, Gölgeler buğulu, derin; Ah o hiç dinmeyen rüzgâr Ve uykusu çiçeklerin. Mor aydınlıkta bir çınar Veya kestane dibinde; Mahmur süzülen bakışlar İkindi…

Unutuş

İnsan bu kopar bir şeylerden hep Aşktan, anılardan ya da bir kentten Yalnız geçen gemilerin izleri kalır Durgun sularında titreşen Sonra acı bir rüzgar öper Aşka susayan dudakları Ezer hoyratça kışlar Sessiz dökülen yaprakları Açar aşkın büyüklüğünce Gönül bahçelerinde keder Mutluluğun örtük penceresinde Boynu bükük mevsimler Kopar tespih taneleri gibi İçimizden hatıralar Sönmüş mangalında geçmişin…

Küçük İstasyonlar

Nedense küçük istasyonların hali insana hep hüzün verir Tek başına unutulmuş gibi Ağaç toprak ve demir Cam arkasında solgun yüzlü bir kadın Mahzun gözlerle bakar çekilir Küçük istasyonlar bana hep Buruk yalnızlıkları tattırır Gurbeti acı acı çalar kampana Kavruk ağaç kara vagon gökte yıldız yalnızdır Hüznüyle kaderiyle başbaşa yorgun Yanında yöresinde renkler sapsarı Terkedilmiş hâtıralar…

Temmuz Merdiveni

Temmuz merdivenlerinde bir yağmur, İki sarhoş buluttan kopup gelen. Aklığını senin rüzgârından alır Bu eskimiş tekne, bu yelken. Temmuz merdivenlerinde bîr keman, Kurşuna tutmuş açık penceremi; Ses ormanlarından geçiyoruz dörtnal, Ayaklarım yok, ellerim acemi. Açlığına kesiliyorum, gönüllü, Söğüt yaprağı pembe bıçakların. Kanımızı besleyen bir güzel acı Ki alyuvarlardan daha yakın. Göz kapakların düşüyor, besbelli Fildişi…

Gözbebeğim, Memleketim Söke

Söke Hacı Ziyabey Camii Gözbebeğim, memleketim Söke Bey'in eseri Nice türküye tutulmuş bir şiir gibi Söke şehri. Uzunçarşı'da atar Söke'nin kalbi Uzunçarşı'da sıra sıra Yol ayrımındaki ne genç kızların, ne delikanlıların Umutları gizli Boy boy yükselen vitrinlerde. Yüzüktür parmakta, küpedir kulakta Geleceğe birlikte uzanmak için Belki de al duvaklı gelinlik olur giyilir; Güzel günlerin başlangıcında..…

Tükenmeyen

Bahar göklerinin iklimi sende, Ağlayışın, gülüverişin iyi, Bu kaçıncı kaçış, “tüh!..” dedirtecek? Bundan böyle, “gel” demeden gelsen de Ömrümce içimi kurt kemirecek, Gönlümden geçeni söylemek uzun, Kopkoyu camların gölgelediği Gözlerimi, görebiliyor musun? Ne ki!.. Güneşli havaları sana verdim Al götür. O, bensiz neye yararsa! Bir başka dünyadan gelmişcesine Beni böyle darmadağın eden kim. Eski dönemece…

Yine Söyle Bana Eski Türkünü

Ölümü inkâra kalkan sesinle Bir türkün vardı da söyler dururdun. Tanrım göz nurumdan ayırma diye Bir türkün vardı da söyler dururdun… Bir bakışın vardı gönüller yakan, Gülün yaprağına batmazmış diken. Bahar kokan ıtır kokan nar kokan, Bir türkün vardı da söyler dururdun… Almazdık hasreti dile söz diye. Adımız çıkmıştı gezen köz diye Evimiz bahçemiz yavrumuz…