Mavi, Maviydi Gökyüzü

Mavi, maviydi gökyüzü Bulutlar beyaz, beyazdı Boşluğu ve üzüntüsü İçinde ne garip yazdı… Garip, güzel, sonra mahzun Işıkla yağmur beraber, Bir türkü ki gamlı, uzun, Ve sen gülünce açan güller. Beyaz, beyazdı bulutlar, Gölgeler buğulu, derin; Ah o hiç dinmeyen rüzgâr Ve uykusu çiçeklerin. Mor aydınlıkta bir çınar Veya kestane dibinde; Mahmur süzülen bakışlar İkindi…

Batan Güneş

Yine bir can çekişen mecruhu Andırırken bu gurup enginde. İşte binlerce şehidin ruhu Çöküyor dağlara kan renginde. Son kızıllık vuruyor kubbelere, Gölgeler kapladı viran sarayı. Düşüyor belde kederden kedere Yaslı gördükçe güzel Marmara’yı.

Unutuş

İnsan bu kopar bir şeylerden hep Aşktan, anılardan ya da bir kentten Yalnız geçen gemilerin izleri kalır Durgun sularında titreşen Sonra acı bir rüzgar öper Aşka susayan dudakları Ezer hoyratça kışlar Sessiz dökülen yaprakları Açar aşkın büyüklüğünce Gönül bahçelerinde keder Mutluluğun örtük penceresinde Boynu bükük mevsimler Kopar tespih taneleri gibi İçimizden hatıralar Sönmüş mangalında geçmişin…

Küçük İstasyonlar

Nedense küçük istasyonların hali insana hep hüzün verir Tek başına unutulmuş gibi Ağaç toprak ve demir Cam arkasında solgun yüzlü bir kadın Mahzun gözlerle bakar çekilir Küçük istasyonlar bana hep Buruk yalnızlıkları tattırır Gurbeti acı acı çalar kampana Kavruk ağaç kara vagon gökte yıldız yalnızdır Hüznüyle kaderiyle başbaşa yorgun Yanında yöresinde renkler sapsarı Terkedilmiş hâtıralar…

Kaybolan

Söğüt yaprağından bir bıçakla Elleri kesilmiş bulutların, Dalların üsütünde duruyor. Bu şehir, başka şehir Bu dağlar bizim dağlara benzemiyor, Bir tuhaflık var evlerinin ışığında, Bu şehir başka şehir anacığım. Rüya olsa diyorum, ah bir rüya, Su serpilecek içime, bir parça açılacağım. Doğru söyleyin, çocuk gözlerim Eskiden de böyle küçük müydü dünya, Kocaman kitaplarım nasıl sığardı?…

Temmuz Merdiveni

Temmuz merdivenlerinde bir yağmur, İki sarhoş buluttan kopup gelen. Aklığını senin rüzgârından alır Bu eskimiş tekne, bu yelken. Temmuz merdivenlerinde bîr keman, Kurşuna tutmuş açık penceremi; Ses ormanlarından geçiyoruz dörtnal, Ayaklarım yok, ellerim acemi. Açlığına kesiliyorum, gönüllü, Söğüt yaprağı pembe bıçakların. Kanımızı besleyen bir güzel acı Ki alyuvarlardan daha yakın. Göz kapakların düşüyor, besbelli Fildişi…

Gözbebeğim, Memleketim Söke

Söke Hacı Ziyabey Camii Gözbebeğim, memleketim Söke Bey'in eseri Nice türküye tutulmuş bir şiir gibi Söke şehri. Uzunçarşı'da atar Söke'nin kalbi Uzunçarşı'da sıra sıra Yol ayrımındaki ne genç kızların, ne delikanlıların Umutları gizli Boy boy yükselen vitrinlerde. Yüzüktür parmakta, küpedir kulakta Geleceğe birlikte uzanmak için Belki de al duvaklı gelinlik olur giyilir; Güzel günlerin başlangıcında..…