Acı Tanışma

      Yurdundan ayrı olmanın kahrını duya duya, kim bilir kaçıncı gurbet akşamlarından birini daha yaşıyor. Hanidir eline gözüne, aklına gönlüne bir yalnızlık duygusudur sinmiş, baştan ayağa, bütün hücrelerine çöreklenmişti. Çalıştığı bu yabancı kasabada, üç beş tanıdığının dışında, hemen hiç kimsesi yoktu. Tanıdıklarıyla da, dilediği anlarda konuşup görüşmesi yasaklanmıştı. Hoş, günleri de saat dilimlerine göre ayarlıydı.…

Şeftali Çiçekleri

              Hayli zaman olmuştu köyümden ayrılalı. Senelerdir ne anamı, ne bacımı görmüştüm. Babamın sağlığında bir okuma sevdasına düştüm. Babam severdi okuyanı. Okumamı, büyük adam olmamı isterdi. “Büyük adam olmak…” derdim, gerisini getiremezdim. Ne demektir büyük adam olmak? Ne o günlerde, ne de şimdi hâlâ bu soruya bir cevap bulamadım.        Senelerim bir bir eridiler,…

Haziran Şarkıları

            1.           YOLDA           Köyüme dönüyorum. Anadolu yolları uzun mu, uzun. Haziran güneşi yakıyor. Yol boyunca telgraf direkleri ve tellerde tüneyen tembel kuşlar… Yolun iki yanında tarlalar, sararmış ekinler. Rüzgâr, ılık ılık esmesine rağmen, “başakların türküsü”nü söylüyor. Ulubat Gölü’nde balıkçı kayıkları…           Ve sonra yollar, yollar!           Dokuz numaralı koltukta oturuyorum. Düşünceler yakamı…

Bir Lira İçin

     Şoför Hasan, kısa boylu, sarı saçlı, çipil gözlü birisiydi. Uzun yıllar İstanbul’da dolmuşçuluk yaptıktan sonra, bir küçük arabaya kavuşarak kasabamıza gelip yerleşmişti.      Bizim kasaba, bildiğiniz kasabalara pek benzemezdi. Yüksek dağların arasındaki küçücük bir vadiye sıkışıp kalmıştı. Güneyindeki Beşkardeşler, ya da kuzeydeki Hasan Tepesi’ne çıksanız, aşağılarda uzanan Karadeniz’i kucaklayıvereceğinizi sanırsınız. İşte, aşağılarda, o gördüğünüz kıyıda Cide…