Kaybolan

Hisarcılar

Söğüt yaprağından bir bıçakla
Elleri kesilmiş bulutların,
Dalların üsütünde duruyor.
Bu şehir, başka şehir
Bu dağlar bizim dağlara benzemiyor,
Bir tuhaflık var evlerinin ışığında,
Bu şehir başka şehir anacığım.

Rüya olsa diyorum, ah bir rüya,
Su serpilecek içime, bir parça açılacağım.
Doğru söyleyin, çocuk gözlerim
Eskiden de böyle küçük müydü dünya,
Kocaman kitaplarım nasıl sığardı?
Ders çalışırken petrol lâmbasının ışığında
Tütün kokulu sakalın yüzüme değerdi babacığım.

Sonra harp diyordu gazeteler, dünya harbi
Çocuklar, harp harp diye söktü heceyi,
Ağabeyim, boz urbayı giyip gitti,
Anam, gündüze kattı geceyi,
Anam, bir şeyler bekliyordu
Oturmuş, sokak kapımızın eşiğinde
Oturmak zordu babacığım.

Mis gibi bir koku yayılırdı, akşamlar
Mahallede tek tük bacalardan,
Bir gün harp de bitti, bacalar da tüttü ama
Dinmedi başımdaki rüzgâr,
Yerimde yurdumda duramadım.
Neyleyeyim, rahat döşeğinde
Hâlini hatırını soramadım anacığım.

Güneş, çekildi bahçelerden,
Akşamın en uzun saati.
Ayak sesleri duyar gibi oluyorum
Nerdeyse kapım çalınacak,
Uzak
Hatıraların ışığında
Yüzümü seçebiliyor musun karıcığım?

Uzun geceler vardı aşktan önce,
Masaldan, beyazdan, maviden
Su olmuş, hava olmuş, vatan olmuş
Anam kadar emeği geçmiş bana
Sahiden.
Uyu çocuk uyu beşiğinde
Ne istersin masadaki sürahiden?

Mustafa Necati Karaer
(Güvercin Uçurmak, s. 89-91)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s