Ustaların Öncüsü Oyhan Hasan Bıldırki ve Hikâye Dünyası

USTALARIN ÖNCÜSÜ OYHAN HASAN BILDIRKİ VE HİKÂYE DÜNYASI
Mustafa Kemal Kocabıyıkoğlu

       Oyhan Hasan Bıldırki, koskoca bir umman. Onu bir tek yazıda anlatmanın zorluğunu, onun edebiyat dünyasına girer girmez anladım. Onun dünyasında her şey var: Hikâyenin kıyısında masal, makalelerinin yanında denemeler, eleştiriler, şiirler, mensur şiirler… Bitmedi, geride daha yüzlerce mani, bilmece, atasözleri, halk inançları ve daha başkaları var. Romancı olma iddiasında değil ama bu dalda yayınlanmış eseri de var: “Dönülmez Yol”.
       Becerebilecek miyim, bilemiyorum.
       Bir yola düştüm, öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmak istedim.
       Üçelmadanbirisana
       Şu cümleler, edebiyat yoluna çıkışının sebeplerini açıklıyor: “Edebiyatın her dalında yazdım. Yazmak, sözün tapusunu çıkarmak gibi bir şey. Tapusuz insan, yoksul. Yazmayan insan mı?
       Yazmayan insan da; yoksulun yoksulu…
       Mutluluk ondan uzak bence.
       Oysa insan, yazdıkça ışık olur ve başkalarını da aydınlatır.
       Güzel olan bu işte.
       Yazmak, sözün tapusunu çıkartmaktır.
       “Gökkuşağı yedi renk! Birini de sen yakala…””
       “Koçaklar”ı ve “Çanakkale Destan Destan”ı saymazsak, yayınlanış sırasıyla öykü kitaplarının “Üçüncü Günün Öğlesi, Bir Başka Şafak, Gün Çarığı Sıkınca” adlarını taşıdığını biliyoruz.
       Ahmet Kabaklı, Oyhan Hasan Bıldırki’yi “Türk Edebiyatı Dergisi” hikâyecilerinden sayar. (KABAKLI Ahmet, Türk Edebiyatı IV. Cilt s.273 Ağustos 1991-İstanbul) Oysa Bıldırki’nin “Şeftali Çiçekleri” isimli ilk hikâyesinin “Hisar” dergisinde (BILDIRKİ Oyhan Hasan, Hisar Sayı:67 s.32 vd. Temmuz 1969) yayınlandığını da biliyoruz.
       Bir okuyucusu Bıldırki’nin hikâye dünyasının sınırlarını şöyle çiziyor: “O, çağımızın Dede Korkut’u. Hikâyelerinde modern de olsa bir Dede Korkut söyleminin yeli, havası var. Benim onun çok sevdiğim yanı, hikâyelerindeki figüranların konuştuğu diller ve terimler. Bazen Aydın, bazen Muğla, bazen Germencik ağzını konuşanları, onun hikâyelerinde okuduğumda ta buralardan orada gibi hissediyorum kendimi, bazen Menderes Ovası’nda.”
       Menderes Ovası, Bıldırki’nin hayatında büyük izler bırakmıştır. Kendisi 1947 Haziranı’nda Bağarası’nda doğmuştur. Doğum yeri, Çağbayır’a göre Bıldırki’nin hikâyelerine sinmiştir: “BILDIRKİ, ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ adlı kitapta topladığı hikâyelerinin çoğunda da Söke’yi ve daha çok Bağarası’nı yer olarak seçmiştir. Hatta SAATİNİZ KAÇ’ta bizzat kendi evini tanıtır bizlere:
       “Şehir plânına uymak için, cephesini sokağa vermek zorunda bırakıldığım çok köşeli evimden çıkmaya hazırlandım. Salondaki aynada, kendime çeki düzen verdim. Ayakkabılarım elimde, balkonu geçtim. Huyumdur, sahanlıkta ayaklarımı giydirirken, daima, bitişikteki baba ocağımıza bir göz atarım. Avludaki erik, zeytin ve incir ağacını seyretmekten, onlardaki gelişmeyi adım adım incelemekten büyük zevk duyarım. Filizdi, çiçekti, yapraktı derken, ansızın olgun meyvelerle karşılaşırım. Ya, dallardaki kuşlar? Kanat çırpmalarına, cıvıl cıvıl ötüşlerine, birbirlerine cilve yapmalarına doyum olur mu?” (ÇAĞBAYIR Yaşar-(Edebiyatımızda Söke ve Sökeli Edebiyatçılar) / SÖKE s.195 vd. Ayma Matbaası-1989 İzmir)
       “İlk şiirini Aydın’da Ses gazetesinde (1962) yayınlayan Bıldırki, 1969 yılından sonra ünlü edebiyat dergilerinde eleştiri, araştırma, şiir ve hikâyeleriyle yer aldı. Bazı gazetelerde çeşitli mahlaslar kullanarak köşe yazıları yazdı. Alaaddin Korkmaz ile birlikte, Bursa’da, “Bursa’da Zaman” adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Beşparmak ve Sarızeybek dergilerinin isim babalığını yaptı. Ünlü edebiyat ansiklopedilerinde biyografileriyle yer aldı. Dergâh yayınlarınca çıkarılan 8 ciltlik Resimli Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin yazarları arasına katıldı. Töre dergisinin açtığı hikâye yarışmasında (1980) üçüncülük ödülünü kazanan yazar, 1995 yılında “Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması” seçiciler kurulu özel ödülünü aldı. 1996 yılında Aydın Gazeteciler Cemiyeti hikâye dalı birincilik ödülünü de alan Bıldırki’ye, 2007 yılında Söke’de “Yılın Şairi” unvanı verildi…” (http://tr.wikipedia.org/wiki/Oyhan_Hasan_Bıldırki)
       Selim Sabit Pülten, ustaların öncüsü yazarımız hakkında şu değerlendirmeyi yapmış:
       “Oyhan Hasan Bıldırki, BEŞPARMAK dergimizin kurucularından, sanat tutkunu bir yazar, araştırmacı ve öykücü.
       Yayınlanan dergilerimizin yarısından çoğunda öyküleri, yazıları, şiirleri yayınlandı. Edebiyat, Türkçe öğretmenliği döneminde de pek çok genci okumaya ve yazmaya yöneltti. Beşparmak dergimiz ekibindeki eski öğrencileri de onun sanat tutkusunu vurguluyor.
       Bir şiir kitabı ve dört öykü kitabıyla, pek çok sanat dergisinde ve yerel gazetelerdeki çalışmalarıyla başarısını da ortaya koymuş. Söke’de, yörede ve ülke düzeyinde, kendisini kabul ettirmiş.”
       (PÜLTEN Selim Sabit-Oyhan Hasan Bıldırki’nin Sanat Tutkusu ve Bu Dergi, Beşparmak A.K.S.D. / Sayı:21 s.3 Mayıs)
       Selim Sabit Pülten’in alıntıladığımız son cümlesine yeniden bakmalıyız: “Söke’de, yörede ve ülke düzeyinde, kendisini kabul ettirmiş.”
       Gerçekten de Oyhan Hasan Bıldırki, ülkemizi bırakın; Türkçe edebiyatın yazılıp okunduğu Türk ülkelerinin yanında, öteki birçok ülkede de tanınıp biliniyor. Bunda anadilimiz Türkçeye hâkimiyetinin yanında, ele alıp işlediği kahramanların o ülkelerden de olmasının payı var. Onun insanları sadece “Menderes Ovası”nın sıcak insanları değil, geniş bir coğrafyanın önemli tipleridir. Daha çok bölgemizin insanlarını anlattığı “Üçüncü Günün Öğlesi” adlı kitabında yer alan “Kırım” adlı hikâyesinde Kırımlı lider Mustafa Cemiloğlu’nun yanında öteki kahramanlarının adlarını vererek dediklerimi doğrulamak istiyorum: Voronsof, Panof’, Mamedi, İldar, Reşat… Bu hikâyede 1944 yılında Kırım’dan Sibirya’ya sayısız trenlerle sürgün edilen Kırım Türklerinin hayatı var. Büyüklerimizin sadece seyirci kalıp sustukları, yalnızca ellerini ovuşturmaktan başka bir şey yapamadıkları bir dönemin izleri, Bıldırki’nin kaleminde destanlaşıp çıkıvermiş sanki. “Ömür Geçintisi”nde kendi ülkelerinde vatansız olarak yaşayanların sıkıntıları ve çaresizlikleri var. Söke 6. Sanat, Edebiyat ve Kitap Günleri’nde dinleyicilerine kendi sesiyle sunduğu “Çiçeklerle Birlikte”sinde, terk edilmiş bir ananın ve bu ananın terk etmek zorunda kaldığı yavrusunun dramı var. “Umut Dağlarda”sında Kıbrıs Türkünün şahlanış ve kurtuluş destanı var.
       Kendisiyle Mehmet Ali Gülhan’ın yaptığı bir söyleşide Oyhan Hasan Bıldırki’nin verdiği şu karşılık oldukça ilgi çekici bir durumun doğru gösteren aynasıdır:
       “- Hikâyede ısrarlıyım, dediniz… Neden? Bunun sizce önemli bir sebebi olmalı, değil mi?
       – Günümüz insanı, birçok şeyle yarışıyor. Bu yarışta kendisini kuşatan türlü engeller var: Geçim derdi, televizyon gibi… Bunlar ve daha birçokları arasında insan, bunalıyor. Ona buna sarılırken, kendisine ayırabileceği zaman daralıyor, gittikçe tükeniyor. İşte ben, yazdıklarımla, bu tükenen, daralan zamanı yakalamak, yakalayabildiğim ölçüde de, zor zamanların adamına bir şeyler söylemek, ona bir şeyler vermek istiyorum. Bu sebeplerden ötürü hikâyede ısrarlıyım.
       – Yalnız bu sebepler mi?
       – Bir bakıma öyle. Fakat ben, Türk hikâyesinde bir numara da olmak istiyorum. Bu sözümü biraz açayım. Aslında şiiri şairine, romanı romancısına bırakmak lâzım. Yani hem şiir, hem roman, hem hikâye ve daha başkalarında olmak istemiyorum.” (GÜLHAN M. Ali-Oyhan Hasan Bıldırki ile Söyleşi, Beşparmak A.K.S.D. / Sayı:21 s.8 Mayıs 1991)
       “Fakat ben, Türk hikâyesinde bir numara da olmak istiyorum.” Bu söz, oldukça önemli. Bu söz, bir bakıma Oyhan Hasan Bıldırki’nin Türk Hikâye Edebiyatı’nda bulunduğu noktanın özeti.
       Oyhan Hasan Bıldırki yüzlerce hikâye yazmış. Henüz kitap halinde yayınlayamadığı hikâyelerini “Kar Üstünde Kan Damlası” ve “Kuşluk Vakti” adlı dosyalarında toplamış. Onun “Kar Üstünde Kan Damlası” hikâyesiyle “Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması” Seçiciler Kurulu Özel Ödülünü (1995) aldığını biliyoruz. Bu, onun aldığı ilk ödül değil. Bıldırki, “Bir Bıçağın Keskin Ucu” hikâyesiyle “Töre Hikâye Yarışması”nda (1980) üçüncülük ödülünü de almış ama 12 Eylül 1980 darbesinin azizliğine uğramıştır. Daha sonraki yıllarda da üst üste Aydın Gazeteciler Cemiyeti Hikâye dalı birincilik ödülüyle değerlendirilmiştir.
       Onun hikâyelerinde her şey var. En az sekiz on hikâyesi, diğer bütün hikâyecilerce örnek alınabilecek hikâyelerdir. Bu hikâyelerinde Bıldırki, çeşitli tarzları denemiş, oldukça başarılı hikâyeler yazmıştır: Çekirgeler, “Kırım”, Endişe, Kuşluk Vakti, Bir Bıçağın Keskin Ucu bu hikâyelerindendir.
       Oyhan Hasan Bıldırki, anadilimiz Türkçeyi en iyi kullanan yazarlarımızdan biridir. Bütün hikâyelerinde sizi sıkmayan, sürükleyip götüren, bir şiir dili var sanki. Üstelik Bıldırki, bazı hikâyelerinde “Dede Korkut Hikâyeleri”nde gördüğümüz anlatım dilini kullanmaktan da çekinmez:
       “Kadersizin Çakır, gürleyip söylendi:
       – Kalk bre avrat! Handiyse bak, güneş üstümüze doğacak. Kan uykusuna mı yattın? Er sabah yatan avrat, adamın evini yıkar, dahi ocağını söndürür derler. Haydi, davran bre avrat! Kalk!
       – Sabah sabah dellenme, herif! Zorun ne? Kalkıyoruz işte!
       – Sözümün üstüne söz koma. Avradın hası, dahi huyundan tutulur. Huyun, huy değil.
bbsp;      – Ne varmış huyumda? Hangi eksiğimi gördün de, sabah sabah tafra satmaktasın?
       – Alınma be kınalı kekliğim, gönül verip sevdiğim, uğruna evler bastığım, ak boz atımın terkisinde diyar diyar dolaştırdığım, dahi dal dal, boy boy oğullarımın anası! Görürüm, naza dahi gelemez oldun.
       – Sırasız horoz bile ötmez. Şimdi nazın vakti mi?
       – Öyle say!” (Bıldırki Oyhan Hasan / Kuşluk Vakti)

       Oyhan Hasan Bıldırki, koskoca bir umman. Onu anlatabildim, hikâye dünyasına bir aydınlık pencere açabildimse ne mutlu bana.

       Mustafa Kemal Kocabıyıkoğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s