Elde Var Dileğim ve Oyhan Hasan Bıldırki Şiiri

      ELDE VAR DİLEĞİM

      Seninle el ele olmak, en güzeli bu
      Kafdağı’nda bıraktığımız umutları çekip almak…
      Sabırla en çetin kayaları bile deler su;
      Elde var bir: Dileğim Ferhat’ın olmak.

      Sabah yıldızı beklemekten usandı mı?
      Kulağı yerde nergisin sıkıntısı ne?
      Gece nöbetçisi kesilen gözlerin yandı mı?
      Elde var iki: Dileğim Kerem’in olmak.

      Gözlerimde umudumun türlü rengi parlıyor,
      Kalbimde özlem ateşleri alev alev yanıyor.
      Bulutlar rengini ne kadar keserse kessin;
      Sonunda gökyüzü yeniden mavileşiyor…

      Umut, efsane sevdamızın tetikçisi
      Anaç güvercinler gibi kanatlanıyor…
      Kafdağı’nın doruklarında bir tanem,
      Mutluluk bayrağımız dalgalanıyor.

      Yollarımızı kim tutarsa tutsun, Ayvaz’ım var
      Korkum yok eşkıyadan, haramiden…
      Soylu süvarilerim mor dağları aşıp geçiyor;
      Elde var üç: Dileğim Köroğlu’n olmak.

      Sen ve ben, el ele tutuştuğumuz gün
      Özlemdi, elemdi, kederdi ne varsa bir tanem,
      Yıldız yıldız yakamızdan usulca kayıp gidecek;
      Elde var dört: Dileğim ebedî Şehzade’n olmak.

      Sevda köprümüz yeni baştan kuruluyor,
      Delişmen yüreğim yine tutulmuyor.
      Sihirli anahtarım cennet ya da cehennem de olsa;
      Elde var beş: Dileğim Deli Dumrul’un olmak.

      Oyhan Hasan Bıldırki
      (Gökyüzü Yeniden Mavileşir, s. 5-6)

      Şiir daha adından itibaren, baştan sona, umut ve dilekleri tükenmemiş bir yüreğin sesiyle konuşmadır. Şair, “Seninle el ele olmak, en güzeli bu!” derken yine en baştan niye umut ve dileklerini tüketmediğini söylemiş oluyor. “Sevgili / eş / tutkunun kaynağı” mutluluğun ve umudun da kaynağıdır.
      Gençlik hayallerimizin masal dağına, ulaşılamayanların umuduna yolculuk, ancak gerçek bir sevgiyle ve yanında olduğunu bildiğimiz gerçek sevgili varlığıyla cesaret edilebilecek bir serüvene atılmadır. Sevgide, sabırla dağı delen Ferhat olmak, gerçek aşığın dileğidir. Burada “su” iç temizliğinin gücünü; sevgide sebatın, sadakatin ve içtenliğin gizil etkisini temsil ediyor. Şair, Ferhat’ın külüngüne karşılık suyu öne çıkarıyor, bilerek. Nasıl sabah yıldızı sabahı beklemekten usanmazsa, uykusuz gecelerin aşığı Kerem olmak da bu seven kalbe şikâyet düşürmez. “Kulağını yere tutan nergis” benzetmesi Divan şiirinde de vardır ama, sanırım şair bunu biraz farklı kullanmış burada. Yer, toprak göndermesi ile, ölümlü olmanın sıkıntısı / oradan gelecek ani bir çağrının kaygısını hissettiğini sezdiriyor.
      Bu efsane (dilden dile söylenen) sevdayı, şairin tabiatta da benzerini bulup sevdiği (“Bulutlar rengini ne kadar keserse kessin / Sonunda gökyüzü yeniden mavileşiyor”) umut duygusu, adeta uçmaya hazırlamaktadır. Kafdağı gençlikte zapt edilmiş bir hayal hedef olmalıdır ki, şaire göre, onun doruklarına mutluluk bayrağı dikilmiştir. Aşk, emek ister. Yürekli, mert ve erdemli olmak, aşığı korkusuz ve donanımlı kılar. Şair aşkına Köroğlu olmak isterken, haksızlığa başkaldırmak dileğini de söylemiş oluyor. Dikkat edilirse, Efsane-Kafdağı-“Bir Köroğlu-bir ayvaz” gibi iki başkişi kalmak-yalnızlık duygusu-eşkıya-harami-soylu süvariler dekoratif değil, birbirini tamamlayacak unsurlardır.
      Şair şiirini Türk halk edebiyatının âşık kahramanlarıyla onları anıştırmalarla (Telmih) kurmuş bilinçle. Her genç kız hayatında “beyaz atlı şehzade”sini arar. Şairin dileği ise, eşinin ebedi şehzadesi olmaktır. Sevgiliyle el ele vermek, zorlukları sevginin dayanma gücüyle aşmak, umutsuzluğa düşmemek gerekir. Çünkü, âşık, sevdiğine sevgisinin yüce ilhamıyla güzellikler vadedendir aynı zamanda: Şair; “Sen ve ben el ele tutuştuğumuz gün” hayattan gelen bütün olumsuzluklar, “Yıldız yıldız yakamızdan usulca kayıp gidecek” derken “sevgiyle yıldızlar katına çıkma” duygusuna özel-gizli bir vurgu yapıyor.
      Şairin “Deli Dumrul” hikâyesinden bahisle “sevda köprüsü”, “delişmen yürek” benzetmeleri, onun şiirini tesadüfe bırakmadığını gösteriyor. Hayat içindeki yapılıp edilenlerin “sihirli anahtarı” hangi kapıyı açar Allah bilir ama, şair sevdiğine “Deli Dumrul olmak” dileğindedir.
      Sonuç: Şair aşkına Ferhat, Kerem, Köroğlu, Şehzade, Deli Dumrul olmak dileğini söylediğine göre, bize ve geçmişe ait, bizim olan bir sevda duygusunu yüceltmektedir. Zaman zaman sözcük seçiminde, uyakta aceleye gelmişlik hissedilse de, şair bunu yapmacıksız ve içten söyleyişle örtüyor.

      Abdurrahman GÜNAY
      Dokuz Eylül Üniversitesi 
      Türk Dili Okutmanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s