Nüzhet Erman’ın Şiirlerinde Atasözleri

      Atasözlerimiz, anlayana saz. Atasözlerimiz, hayatımıza yön verecek olan kılavuz taşları. Hem de yerinde ağır olan taşlar… Atasözleri, toplum yaşayışımızda derin izler bırakan ağırlığı olan sözler. Taşların en ustası, mihenk taşı.
      Nüzhet Erman’ın şiirlerinde tam örneklenmese de, atasözlerine göndermeler var.
      “Kurt ovada gezer, kartal gökyüzünde.”
      (A Benim Cânım Efendim – Eşkıya Hayatı, s.10)[1]

      Söz, henüz sıralı atasözleri kitaplarına geçmemişse bile, çarpıcılığıyla sonrakilerde kesinlikle yerini alacaktır.
      “Kurt” ve “kartal”, belirtilen özellikleriyle Erman’ın şiirinde denge[2] girmiş, “eşkıya”nın iki görünüşünün simgesi olmuştur. Erman’ın şiirinde bu iki görünüşün yaşadıklarımızdan çıkarılan dersinin izleri var.
      “Taş yerinde ağır!”
      (A Benim Cânım Efendim – Mermerçeşmeden Geçen İnsanlar, s.77)
      “Tellâl istemez, maksat yerini buldu.”
      (A Benim Cânım Efendim – İlân Tutanağı, s.79)
      “Okun hedefe varması yetmez.”
      “Gölge güneşli yollarda aranır.”
      (Anadolu 1970 – Yepyeni, s.9)
      “Dost olsun da istersen karıncadan olsun.”
      (Anadolu 1970 – Yepyeni, s.10)
      “Ot dediğin bozkırlara yaraşır.”
      (Anadolu 1970 – Ot, s.11)
      “Demir bile bir gün keskin makas olur.”
      (Anadolu 1970 – Kan Davası, s.17)
      “Taş Basması Resimler” (Anadolu 1970 – s. 56) şiirinden aldığımız “Bugün peşin – yarın veresiye” dizesi, atasözü işlevini çoktan yüklenmiş olan bir söz değil mi?

      “Garip kuşun yuvasını kim yapar?” deseler, çoğumuzun cevabı tektir: “Allah”.
      Nüzhet Erman da değişik bir şey söylemiyor ki. O da herkes gibi düşünmüş, herkesin dilindeki atasözünü alıp şiirine koymuş, mayasına katmış.
      “Hem garip kuşun yuvasını Allah yapar.”
      (Anadolu 1970 – Gecekondu, s. 63)
      Bu mısradaki fazla sözü bulamadınız mı daha?
      “Hem”, değil mi?

      “Fırsat, kırk yılda bir ele geçer.”
      Şu veya bu nedenle bana akıl verenlerden çoğu, yukarıdaki atasözünü kulağıma sanki başkaları da duymasın diye fısıldamışlar, daha doğrusu cesaret vermişlerdir. Birileri Nüzhet Erman’a da bu sözü söylemiş. O da sözü, özünden yakalamış ve bir şiirinde kullanıvermiş:
      “Tekrar görmek fırsatı kırk yılda bir
      Ele geçer – ama hatırlamak”
      (Anadolu 1970 – Hatıra Defteri, s. 20)
      “Hatırlamak” sözüne takılan Erman, bu sözü burada kullanmakla acaba bizim kulağımıza kar suyu mu kaçırmak istemişti? Öyle olmasa, şöyle der miydi?
      “Görüp göreceğin rahmet budur işte.”
      (Anadolu 1970 – Endam Aynası, s. 24)

      Atasözüne yüklü bir şiir, “Yok”. Tam söylenmiş ata sözlerimizi bu şiirde göremesek de, o sağanak ıslatıyor bizi değil mi?

      YOK

      Ben – hadımım – diyorum
      Sen – çoluk çocuktan ne haber

      Ali’nin elmalar çiçekte
      Dondu gitti bizimkiler

      Veli’ye sevda yaraşır
      Biz sevsek âlem güler

      Senin anlayacağın – biz de talih
      Yok birader

      Nüzhet ERMAN
      (Anadolu 1970 – s. 44)

      Şiirde asatözü diyebileceğimiz sözlerin yanında, çarpıcı bir şeyi de görmüşsünüzdür sanırım. Hayatımızın bazı dönemlerinde bizim halimiz, şiirde anlatıldığı gibi değil miydi?

      Oyhan Hasan Bıldırki  

      [1] A Benim Cânım Efendim – Nüzhet Erman / Şiirler, Ayyıldız Matbaası 1958 Ankara 
      [2] Yük.
    

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s