Mustafa Necati Karaer’in Şiiri Üzerine

Mustafa Necati Karaer

      Bu yazımda, genç neslin ünlü şairi Mustafa Necati Karaer‘den söz edeceğim. Karaer, henüz şiirlerini bir kitap haline getirmemiştir. Sanıyorum ki, şairin düşünceleri henüz daha vakit var yahut da bu işin ağır ve külfetli olması noktasında toplanıyor.
      Şiirinde politika ve zamanımızın geçer akçesi olan ideoloji propagandası bulunmayan Karaer, duygularını öylesine güzel resmeder ki; kişi onun şiirlerini okumaya başladı mı “hüznüyle, sevinciyle, aşkıyla” baş başa kalır. Gençliğimizin, ilk delikanlılık çağımızın sevdasıyla büyülenir, her şey tozpembe olur.

      Şimdi aynalarda, düşten güzel günler
      Ve bir şarkı boyu yaşamak,
      Dolu kadehler sebepsiz.
      Beynimde kanat sesleri pır pır eder
      Çağıran ölümün elleri
      Can habersiz.

      Bir Pancur Açıldı, Hisar s. 4

      Kişi bu yaşlarda ölümsüzdür. Dolu dizgin “aynalarda, düşten güzel günler” yaşar. Hem, neden ölümü düşünmeli canım? Dünya o kadar güzel ki “yıldız toplayalım nar bahçesinden.” Ve sonra:

       Sürüp gitmeli aşklarda panayır
       Kadınlar cömert, kadınlar vefalı
       Yıldızlar, en irisinden.
       …………
       Ama güvenemem, bulutlarla
       Süzülen kuşlarla gel,
       Kaçalım zamanın içinden.

       Aynı şiir.

       Tabii, bu deli çağ çok sürmez. Adamın içine bir güvensizlik oturur. Bekleyişler bitsin istenir, “zamanın içinden” kaçmak istenir. Yeni yeni özleyişlere düşülür.

       Yüreğim öyle pır pır edip durur
       Kanat sesleri, ama dört yanım kar;
       Ne olur, bulutlar ne olur,
       Sevgilere açılacak kapılar,
       Bardaktan boşanırcasına bir yağmur…

       Duman Kesti Yolları, Hisar s. 37

       Zamandan, ilk gençlik bunalımlarından kaçmak düşüncesi, onu bulutlardan yeni yağışlar istemeye götürür. Bu yağışlardan, bu yağmurdan biraz olsun teselli bulacaktır, avunacaktır. Ama yine de, “kendisinden kaçma kapıları”nı açık bırakır. Yalnızlık içinde umutla bekleyen, güneşin tadına varamayan, beyaz sessizliği yudum yudum içer.

       Bu kendinden kaçma kapıları yok mu,
       Türküsü azalmış kadınları deli eder,
       …………
       Yolu, güneşin tadına varan genç kızlar,
       Daha, ilk şehzade girmemiş ülkesine!
       …………
       Bir kedi, yalnızlığında duvarların,
       Öyle umut dolu, öyle serçe bekler.
       …………
       Beyaz sessizliğini içmiş de dünyanın,
       Düşünür, kar altında kavaklar.

       Kar Altında Kavaklar, Hisar s. 40

       Ve bir yerde sevdaya düşer. Aşkını çocuk dostlarına anlatır. Onların alâkasından endişe duyar:

       Böyle böyle, çocuk dostlarımın hepsi
       Su gibi ezberlediler seni,
       Sevdiler mısra mısra -bir şiire doğru-
       Kara sevdalı oldular sonunda;
       Şimdi ben ne yapacağım?

       Seni Anlatıyorum, Hisar s. 46

       Zamanla kişiyi tedirgin eden duygulanmalar yok olur gider. Karaer, şiirinin bu döneminden sonra yeni ve çok yönlü imajlara şiirlerinde yer verir. Bu imajların arasında sarı, yeşil, mavi, kırmızı ve lacivert renkler, şeftali çiçekleri, papatyalar, gül ve menekşeler, kıskançlığa yer vermeyen sevgiler, kırlangıçlar, cinler, ecinniler, Kırk Haramiler dikkat çekicidir. İlmi şiirine katarken, sağlam imajlarla verir bize:

       Kanat sesleridir kırlangıçların,
       Gök yüzünün ilk türküsü, ilk sevinci:
       Yağmursuz bulutlar boş bir beşik.

       Bahar Kurşunları, Hisar s. 41

       “Ferdi, kişiyi arayan, bulan, yücelten şiiri bunun için seviyorum. Mutluluğun reçetesi yok; şiirin de. İkisini de siz biliyorsunuz. Ve bulunca da mutlu olunur.” diyor, bir yazısında Ergun Sav. Biz, Karaer’in şiirinde de, ferdi, kişiyi arayan, bulan ve yücelten şiiri bulduk. “Halı Destanı” adını verdiği şiirinde, insancıl yönü, kişinin meselelerine eğilmesi ve aranılan kişiyi renk imajları içinde vermesi; bu şiirlerde onun kişiliğinin sağlam bir yörüngeye oturduğunun, duygusallıktan kurtularak, öz ve gerçek şiire ulaştığının belirtileridir. Sözünü ettiğim şiirlerinde buruk tatlar, acılar ve umutlarıyla, halılarımızda insanın dramı ortaya çıkar.

       Gökyüzü, kuşlar, şeftali çiçekleri
       Herkes kendi türküsünü çağırır.
       Halı deyipte geçmeyin insanlar,
       Bizim de uykumuz gelir geceleri
       Bizim de bir insan yanımız var.
       …………
       Akla gelen, düpedüz kaçmak ama
       Dört nala koşan bir attır sabah
       Ki bırakmaz peşimizi.

       Halı Destanı’ndan, Hisar s. 26

       İnsan “ilkin, ham meyvada” bulur kendisini, meyve sarısı gibi. Umutlar içinde tezgâhlardan indirilir ve bir gün, “bir Uşak halısında gülen sarı” gibi ölüp ölüp dirilir. Kendisini kan ve barut kokan bir dünya içinde bulur. Artık dünya ve kişiyi saran meseleler, ilk gençlik çağından çok ilerdedir. “Çağların Türküsü”nde, insanlık tarihinin en çirkin vahşet örneklerinin verildiği Kıbrıs ve Vietnam’da durulur. Bütünüyle insanlığın acısı, insan dramı onu iyice sarar.

       Ve bir su, bakır çalığı, acımış,
       Kıbrıs dağlarının batısından çıkar;
       Git çağlar öncesine, git Vietnam’a
       Hep aynı su, hep aynı, bilirler,
       Çamaşır yıkayan kadınlar.
       Kırmızı gülleri ondan sevmem
       Ki tabancalardan çıkmış birer kurşun.

       Çağların Türküsü, Hisar s. 50

       Ama insanın çaresizliği, doğal kanunların insana üstün gelişi, onu ölüme sığınmaya zorlar. Ölüm düşüncesi, onu korkutmaz. Onu tevekkül içerisinde, erkekçe, korkmadan çağırır:

       Sen de beni öpemez misin ölüm,
       Yağmur dudaklarınla öyle güzel?
       Ben, korkacak adam değilim,
       Geleceksen, hadi erkekçe gel!

       Gecelerle Gelen, Hisar s. 33

       Yer yer şiirlerinde görülen tekrar kelimeleri Karaer’in şiirine bambaşka bir tat veriyor. Tekrar kelimeleri onun şiirini daha da güçlendiriyor. Kelimelerini bir kuyumcu zarafetiyle mısralarına yerleştirmesi, onun iyi bir şiir işçisi olduğunu gösteriyor. Günümüzün yaşayan Türkçe’sinin kıvraklığı, inceliği dikkati çeker. Burada Karaer’in “Mavi Kuvvetler Cephesi” ve “Temmuz Merdiveni” adlı şiirlerini de anmamız gerekir.

       Oyhan Hasan Bıldırki

       ____________________________________________
       M. N. Karaer’in Şiiri Üzerine, Hisar Dergisi, Sayı: 68 s. 27 – 28 / Ağustos 1969

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s