Akif’e Göre Doğu ve Batı

Akif1


      Genellikle bizdeki koyu batı taraftarları, İstiklâl Marşı şairi Akif’in: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” mısraından hareketle, onun, batı ve medeniyet düşmanı olduğunu söyler dururlar. Batıcıların bu saçma iddiası, ne yazık ki, edebiyat kitaplarımıza kadar geçmiş, cumhuriyetten sonra yetişen Türk nesli, Akif’i “mürteci” olarak tanır olmuştur. Yine yukarıdaki saçma iddiaya dayanılarak, millî şairimiz Akif, okullarda okunan edebiyat kitaplarından çıkartılmış, kısmen de olsa, yeni nesil tarafından tanınmaması sağlanmıştır.
      Halbuki Akif, medenî batının sadece barbarlığına ve mazlum milletlerin katline karşı kayıtsız davranmasına, hatta bu tip hadiseleri tezgâhlamasına karşıdır.  Yoksa Akif, İstiklâl Marşı’nda şöyle haykırmazdı:

      Garb’ın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
      Benim iman dolu göğsüm gibi, serhaddim var.
      Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
      Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar?

      Akif’e göre batı; bozguncu ve kundakçıdır. Birtakım düzmece beyannâmeler ve barış üzerine olan düşüncelerine rağmen batı, doğuya karşı daima barbarca davranmış, onu hep sömürmüştür. Bunun farkına varan Akif, “Berlin Hatıraları”nda şunları yazar.

      Bu, yanmadık yeri kalmışsa, kağşamış yurda,
      Meğerse Avrupa kundak sokar dururmuş da,
      Uyan şu uykudan, etrafı yangın aldı, yetiş!
      Demek lüzumunu hiçbir beyin düşünmezmiş.
      ………
      Biz İngilizler olup hali önceden müdrik;
      O beyne pençeyi taktık, o göğse yerleştik.

      Tarih okuyanlar bilirler: Batı kendisinden saymadıklarına karşı, yani dince Hıristiyan, ırkça Frank, Cermen ya da Anglosakson olmayanlara, onların bütün meselelerinde hep ilgisiz davranmıştır. 
      Bu konuda şair şöyle der:

      O zaman Rusya’da hâkimdi yaman bir tazyik…
      Zulmü sevdirmek için var mı ya bir başka tarik?
      Düşünen her kafanın mutlak ezilmekti sonu!
      Medenî Avrupa, bilmem, neye görmezdi bunu?

      Batı bunu göremezdi. Şayet görseydi Mısır’ı, Cezayir’i, Tunus’u, Fas’ı ve  Anadolu’yu kana boyamazdı. Hint ve İran için aynı emelleri beslemez, Nehru ve Gandhi’yi kendileriyle uğraştırmazdı. Mustafa Kemal’den o amansız tokadı yemezdi. Bütün bu hadiseler cereyan ederken, haklı olarak doğulu şöyle düşünmüştür:

      Onun netice-i ikazıdır ki “Avrupalı”
      Denince ruhu sağır, kalbi his için kapalı,
      Müebbeden bize düşman bir ümmet anlardık.

      Akif, bizdeki batıcıların aksine, batıyı oluşturan, adam eden gerçeği anlamakta gecikmemiş ve şöyle demiştir:

      “Beyin”le “kalb”i hem-âhenk edip de işleteli,
      Atıldı vahdet-i milliyye sakfının temeli.
      O vahdet işte bütün ihtişamınızdaki sır,
      Cihana ra’şe veren ses onun sadalarıdır.

      Akif barbar olmayan, dürüst batılının hakkını da, Âsım’da teslim ederken, başka bir gerçeği dile getirir:

      Su mühendisleri gelmişti… Herifler gâvur a,
      Neme lâzım bizi incitmediler zerre kadar;
      İnan, oğlum, daha insaflı imiş çorbacılar!
      Tatlı yüz, bal gibi söz… Başka ne ister köylü?
      Adam aldatmayı âlâ biliyor kahbe dölü!
      Ne içen vardı, ne seccadeye çizmeyle basan;
      Ne deyim dinleri bâtılsa, herifler insan.
      Hiç ayık gezdiği olmaz ya bizim farmasonun…
      İçki yüzler suyu, ahlâkını bir bilsen onun!
      Şimdi ister beni sen haklı gör, ister haksız,
      Öyle devlet gibi, ni’met gibi lâflar bana vız!
      İlmi yuttursa hayır yok bu musibetlerden…

      Zira bizdeki batı taraftarları, gerçek batılı gibi insanlaşamamışlar, taklitçilikle işi geçiştirmeye çalışmışlardır. Onlara göre kurtuluşun reçetesi şudur:

      Müteffekkir geçinenler ne diyor siz de bakın
      “Medeniyyette taâlisi umumen Şark’ın,
      Yalınız bir yolu tâkibederek kaabildir;
      Başka yollarda selâmet gözeten gaafildir.
      Bakarak hangi zeminden yürümüş Avrupalı,
      Aynı izden sağa, yahut sola hiç sapmamalı.
      Garb’ın efkârını mal etmeli Şarkın beyni;
      Duygular çıkmalı hep aynı kalıptan; yani,
      İçtimaî, edebî hasılı her mes’elede;
      Garb’ı taklit edemezsek, ne desek beyhûde,
      Bir de din kaydını kaldırmalı, zirâ, o belâ,
      Bütün esbâb-ı terakkîmize engel hâlâ!”

      Türk batıcılarının bu tutumu, halkı kendilerinden soğutmuş, bundan faydalanan İngilizler, nice Derviş Vahdeti olayları yaratmışlardır. Bizdeki batıcılar, dedikleri gibi, sadece taklitle yetinmişlerdir. Avrupa’ya gönderdikleri gençlerden, orada ne varsa alıp getirmelerini istemişlerdir. Halbuki Akif, savaş sonrası, Âsım’ı Avrupa’ya gönderirken, ondan, bizim için ne lâzımsa alıp getirmesini istemiştir. Akif’in uygarlık hakkındaki düşüncesini “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı şiirinde görmek mümkündür. Ona göre:

      Mütefekkirleriniz anlamıyorlar sanırım,
      Ki çemenzâr-ı terakkide atılmış her adım,
      Değişir büsbütün akvama, cemaâte göre;
      Başka bir kavmin izinden yürümek, çok kerre,
      Adeta mühlik olur, sonra ne var, her millet
      Gözetir seyr-i tekâmülde birer ayrı cihet.

      Japonya mucizesi böyle yaratılmıştır. Japon aydınları bunun farkına varmışlar ve giderek Japon Mucizesi’ni yaratmışlardır. Onlar, batının yalnız ilmini almışlar, kendi örf ve adetlerini aynen korumuşlardır.

      Medeniyyet girebilmiş yalnız fenniyle…
      O da sahiplerinin lâhik olan izniyle.
      Dikilip sahile binlerce basiret, im’an;
      Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!

      Bizim, batılılaşmak için bin bir ümitle batıya gönderdiğimiz aydınlarımız, dönüşlerinde, birtakım hezeyanlar kusmuşlar, örtü altında bulunan, sosyete bilmeyen kadının esaret altında olduğunu, analık ilmini öğrenmek için Avrupa’ya gitmelerini söylemişler, iffetin lüzumsuzluğunu anlatmışlardır. Millî hayatımıza tamamen ters düşen bu batıcı tipi, halk şöyle görür:

      Al okut, “Avrupa tahsili…” desinler, gönder,
      Servetinden bölerek nâ-mütenâhî para ver;
      Sonra bir bak ki, meğer karga imiş beslediğin!
      ……….
      Demiş olsaydı eğer: “Kızlara mektep lâzım…
      Şu kadar vermelisin” kahrolayım kaçmazdım.

      Bütün bunlardan sonra; o günden bu güne, hâlâ sürüp gelen aydın-halk ikiliği başlamıştır. Böylece Osmanlı Devleti’nin çöküşü hızlanmış, Avrupa’nın çirkin emellerini gerçekleştirmek için açtığı savaşlar sonucu, Türk milleti yıkılış günlerine sürüklenmiştir. Akif, bu çöküşü önlemek için, zamanın şartlarına göre, İslâm’da birlik fikrini ortaya atmışsa da, sonradan millî vahdet’i, yani milliyetçiliği savunmuştur. Zira ona göre: İbni Sinaları, Farabîleri, Mevlânâları yaratan doğu, imanın en güzelini cami, minare ve sebilleriyle dile getiren doğu, artık bitmiştir. Doğulu, yaratıcı yeteneklerini kaybetmiş, azmi bırakmış, çalışmayı terk etmiş, birtakım fıkralara bölünmüş, ümmetdaşlarını arkadan hançerler olmuştur. Her şeyin “kader”den geldiğine inanmış, felaketlerden kurtulmayı, Allah böyle istiyor olmalı diyerek, düşünmez olmuştur. Ve bunlara da şükür diyerek tevekkül’e dalmıştır.
      Halbuki Akif’e göre, doğulu kurtuluşa erebilmek için; azmedecek, çalışacak, uğraşacak ve bütün bunlardan sonra tevekkül edecektir. Batıcı aydın, Akif’in gördüğü bu gerçeği, hiçbir zaman idrak edememiştir. Bu sebep ile batıdan gelen her fikir doğuyu, hem maddî ve hem de manevî yönden yıkmıştır. Barışa ve insan haklarına taraftar olan batı, Çekoslavakya olaylarında susmayı tercih etmiştir. Akif’in sevmediği batı, doğu ve batıcı aydın onun mısralarında şöyle kınanır:

      Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!
      Tükürün cebhe-i lâkaydına Şarkın, tükürün!
      …………
      Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün:
      Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!
      Hele i’lânı zamanında şu mel’un harbın,
      “Bize efkâr-ı umumiyyesi lâzım Garb’ın;
      O da Allah’ı bırakmakla olur” herzesini
      Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
      Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün!..

      Akif’in acı fakat gerçek olan çağrısına katılmamak elden gelmiyor. Zira batıcı Türk aydını, işin mahiyetini kavrayamamış, sadece şekilde kalmıştır. Burada günümüzün çıbanbaşısı olarak gördüğümüz bir yaraya neşter vuralım: Bildiğiniz gibi bizdeki çift meclis sistemi batıdan kopya edilmiştir. Batıcı Türk aydını, sonradan türlü sürtüşmelere sebep olan Senato’yu, sırf bir gösteriş olsun ve biraz daha Avrupalılaşalım diye, bünyemize sokmuştur. Evet, batıda parlementer hayat çift meclise dayanır. Fakat çift meclisle yönetilen batılı devletler ya İngiltere gibi krallıkla veya Almanya gibi federatif bir rejimle idare edilir. Halbuki Türkiye için böyle bir durum yoktur. Yanılmaların düğümü de buradadır zaten. Zira batıcılar:

      Şark’a bakmaz, Garb’ı bilmez, görgüden yok vâyesi.
      Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi…

      Umarım, Akif’in karşı olduğu batı ve medeniyeti biraz olsun anlatabilmişimdir. Çünkü o, başkalarının kemikleri üzerinde yükselen medeniyetten çok, kendi kendine yeten, kendi sanatını, kendi ilmini kuran medeniyeti arzular ve onu severdi.
      O, batıcıların aksine, millî renkleri bozmayacak olan bir medeniyyet tasavvur ederdi. Medeniyetin her bakımdan, gerçekten medenîleşmek olduğunu görmüş olsaydı:

      “Medeniyyet!” size çoktan beridir diş biliyor;
      Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

      diyerekten haykırmazdı.
      Bizde şair Akif kadar, batıyı ve doğuyu gerçekten anlayan bir fikir adamı henüz daha batıcılar arasında çıkmamıştır. Akif, bu memleketin kurtuluşunu sağlamak için, gece demez, gündüz demez, dağ bayır, Anadolu’yu karış karış tepelerken, batıcıların topu darbenin etkisinden kurtulmak zorunda kalmışlar ve kaçacak delik aramışlardır. Ancak kurtuluştan sonra ortalığa dökülmüşlerdir.
      Sonuç olarak diyebiliriz ki, Akif; kelimenin tam an-lamıyla bir batılı ve gerçek medeniyeti seven bir kişidir.
      Gerisi lâf-ı güzâftır.

      Oyhan Hasan Bıldırki

Akif’e Göre Doğu ve Batı, Hisar Dergisi, Sayı: 114 s. 21 – 23 / Haziran 1973

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s